26 Nisan 2016 Salı

Lal ve Can İçin Nazenin Organizasyon Harikalar Yarattı...



Bazı günler çok özeldir…

Lal ve Can ‘ın ilk yaşgünleri bizim için çok özeldi. Sadece bir mekanı tutup kutlamak değil en özel şekilde hazırlanmak ve birazda özel anılar bırakarak paylaşmaktı istediğimiz. Tabiki bu noktada, zamansızlık sebebiyle profesyonel bir organizasyon firmasına ihtiyaç duyduk.

2015 İBS Anne Bebek fuarında tanıştığım Nazenin Organizasyon’dan Miray hanım’dan birkaç resim ve fikir istedim. Bana örnek resimler,temalar ve fikirler sundu. 

Annemin özgürlük ve mutluluğu simgeleyen ‘’ Rüzgar Gülü Teması ’’ fikri aklıma yatmış konseptimiz çoktan belli olmuştu.Ben sadece temamız üzerinden neler istediğimi anlattım.Doğumgününe yakın bir zamanda da mekana gidip keşif çalışması yaptık ve ondan sonra tüm hazırlıkları onlara bıraktım.

Candy Corner köşesi hazırladılar. Peki neler vardı bu Candy Corner da?

Arka fon olarak Lal ve Can için çizilmiş resmi kullandılar.Bol bol rüzgar gülleri kullanıldı.



Resmin sağında ve solunda rüzgar gülleriyle süslenmiş metaryeller rengrenk ve cıvıl cıvıl bahar gibi duruyorlardı.

Misafirlerimiz için hazırlanmış beze kulelerimiz,şeker kavanozlarımız,eti puflarımız,marşmelowlarımız vardı.



Şeker ağacımızın dallarına asılı renk renk kovalarımızın içinde yine rengarenk bonibonlar, jelibonlar, draje şekerler doluydu.



Lal ve Can’ için iki ayrı kutu hazırlandı.


Doğumgünümüzün son anına kadar dışarıda tuttuk içinde ne olduğunu kimseyle paylaşmadan.En son bahçeye çıkıp kutuları açmaları için Lal ve Can’a teslim ettik. Hiçbirşeyi ayrı yapamayan Lal ve Can yine birlikte açtılar kutularını.



Önce Lal’in kutusundan pembe bir balon uçurdular,alkışlar eşliğinde.

Sonra Can için mavi balon uçurdular gökyüzüne.

O an ne dualarım oldu bilseniz.İnanılmaz keyifli, heyecanlı bir organizasyondu.Doğumgünü klasiğimiz oldu balon uçurmaları.Fikir için canım anneme sonsuz teşekkürler.

Gelen konuklarla hep birlikte küçük bir oyunda oynadık.



Oyunumuzun adı ‘’Lal ve Can’ı en iyi kim tanıyor?’’ ben sadece soruları hazırladım.

O kadar keyifli sonuçlar çıktı ki, çok güldüğümüz cevaplar oldu.Sonuçlara göre en yüksek puanı alan bayan misafirimiz babaannem’e ve en yüksek puanı alan bay misafirimiz Lal ve Can’ın amcasına küçük birer hediyemiz oldu.

Gelelim aile arasında yaptığımız en özel ve an anlamlı ana.

Sevgili Miray’ın teklifi üzerine aile arasında küçük bir organizasyon daha düzenledik. Haftalar önce tüm aile bireylerimize Lal ve Can için manevi değeri büyük,maddi değeri küçük,birer hatıra getirmelerini istedim. Bütün aile de bir telaş oldu, ne getireceğini düşünme sürecinde hepimiz çok heyecanlandık. Ben bile haftalarca düşündüm ne olabilir diye.

Gelen tüm değerli eşyaları doğumlarında kullandığımız sandığımıza koyduk ve kilitledik.

Neden mi?

Çünkü içinde büyük dedelerinden,amcalarına,anneannelerinden,ninelerine kadar tüm aileden çok özel hatıralar var. Lal ve Can 18 yaşına geldiklerinde vereceğiz anahtarı onlara.Bizler o sandığa o en kıymetli eşyalarımızı koyarken çok duygulandık, yaş akıttık umarım Lal ve Can’da açtıklarında herkes hayatta olur ve hepsinin anısını sahibinden dinlerler.

Son olarakta,tüm konuklarımızdan mesajlar ve dilekler içeren kısa metrajlı film çektik.



Bizim doğumgünümüz çok keyifli,eğlenceli ve çok özel anlarla dolu geçti. Herşey kusursuz ve aksamadan ilerledi.Çünkü; tüm bu organizasyonlar,pasta kesimi,kamera çekimi,projeksiyon sunumumuz,mekan hazırlıkları,oyunumuzun sonuçlarının belirlenmesi tüm detaylarla ilgilenen koca yürekli bir ekip vardı.
Bizse sadece gelen misafirlerimiz ve çocuklarımız ile ilgilenip,harika bir gün geçirdik.




Lal ve Can 'ın bir ara dışarıda poz verdiğini gördüm,Nazenin Organizasyon iş başındaydı.Balonlardan bu harika atmosferi kurup resimler çekiyorlardı.

Herşey için ama en çok güzel yüreği,enerjisi,empatisi,ilgisi,özeni, güler yüzü için sevgili Miray’a ve bize harika bir gün yaşatan tüm Nazenin Organizasyon’a sonsuz teşekkürler…

Eğer amacı para kazanmaktan önce müsterilerini mutlu etmek olan,gözü kapalı güvenebileceğiniz birileriyle çalışmak istiyorsanız kesinlikle adres belli.




22 Nisan 2016 Cuma

Lal & Can'ın İlk Yaşgünlerini Radisson Blu Hotel İstanbul Asia'da Kutladık



Lal ve Can’ın Mart ayının ilk haftası doğduklarından dolayı doğumgünlerini açık havada yapamayacağımız için açıkçası biraz üzgündüm. Mekan araştırması yaparken yeşilliğe bakan ucundan da olsa bahar havası verecek yerlerle ilgileniyordum.

Kafamda bir kaç mekan netleştirip karar verme aşamasına gelince, annemle birlikte bir günümüzü mekanları gezmek için  ayırdık.

Bir  arkadaşımın tavsiyesi üzerine ’’ Radison Blu  Hotel İstanbul Asia’’ oteline de gidip baktık, son derece ferah, büyük bir mekan. Etrafı yemyeşil bahçeyle çevrili tamda istediğim gibi bir yerdi. Daha ilk gittiğimiz gün karar vermiştik  orada yapmaya.

Şansımıza o gün başka organizasyon yoktu ve tüm mekan bize aitti. Geniş ferah ve rahat rahat hazırlandı masalar, konuk sayımıza göre oturma düzeni organize edip iki ayrı masa yapıldı.




Kullanılan servisler otelin devamlı kullandıkları ürünler olup , inanılmaz şık ve  aynı zamanda çokta sadeydiler. Süsleme için ne kullanırsak kullanalım uyum sağlayabilecekler diye hiç değişiklik yapmadık.

Masalar oldukça genişti ve oturma düzeni de sıkışık olmadığı için herkes 2-3 tabak koyacak şekilde rahatlıkla yemeklerini yiyebildi.




Her ne kadar ben ve eşim eve aç dönmüş olsakta zengin bir açık büfemiz vardı. Arkada gördüğünüz sıcak ikramlardan arada sıcacık su böreği aşırıyordum.

İçiceklerimiz de oldukça boldu,masalarda devamlı sıcak ve taze çay bulundurdular. Hatta babaannem yaşlı olduğu için ona devamlı çay servisi yaptıklarına şahit oldum.



Meyve sularını herkes dilediği gibi kalkıp alabiliyordu . Sütünden ,poşet çayına kadar herşey düşünülmüş  ve sınırsızdı.

Mide ağrılarıyla ayrılmama sebep olan meyve servisi  vardı. Konuklarımız gittikten sonra, Lal ve Can’da uyuyunca bahçede meyve keyfini biraz abarttık.



Kek çeşitlerimiz vardı hatta bu yüzden cupkek yaptırmaya gerek duymadık,birde pastamız vardı.Üzerine resim bastılar ve de çok lezzetliydi.Dolayısıyla iki tane pastamız olmuş oldu.


Birde en çok minik Mira’nın sevdiği kuruyemiş köşemiz vardı.İtiraf ediyorum onu severken bir iki tane çekirdeğinden aşırmıştım .



Mekan çok büyük olmasına rağmen bahçesini de kullanmıştı organizasyon firmamız. Dışarda görünen o küçük kutular doğumgünümüzün sonuna kadar bahçeden bize bakıp herkesi meraklanmışlardı.



Herkes karnını doyurduktan sonra , tüm konuklarla balon uçurma senfonisine alkış tutmuş sonra da toplu resim çekilmiştik.




Sadece büyük değil küçük konuklarımız içinde alanin genis olmasi sayesinde doya doya koşturup oynadilar.









İçerde koşturdular,bahçede yuvarlandilar,parkta sallandılar. Özgürce eglenerek kutladılar doğumgünlerini.



Hep hayalimdi sıcak bir  yaz günü yemyeşil bahçede, cıvıl cıvıl giyinip coşkuyla çocuklarımın doğumgünlerini kutlamak.


O gün öyle güzel bir hava vardıki ne kadar çok istediysem artık tam da hayalimdeki gibi hatta çok çok daha güzeldi herşey.

Herşey düşünülmüş ve zengin  brunch ikramları, güler yüzlü ve kusursuz destekleri , sonsuz problem çözme hızları ve her isteğime cevap verme kibarlıklarından dolayı İstanbul Radison Blu Asia otele, çalışanlarına ve özellikle bizimle birebir ilgilenen Levent bey’e sonsuz teşekkürler...

www.radissonblu.com



8 Nisan 2016 Cuma

Lal ve Can Reşadiye'de Hazine buldular...



Sıcacık bir haziran gününde ikizler annem ve ben,  atladık arabamıza daha önce hiç gitmediğimiz Reşadiye köyüne gidelim dedik.

Reşadiye,küçüçük yüzölçümüyle, dar sokakları olan, beyaz taş evlerden oluşan, sessiz , sakin  ve gördüğüm en huzurlu  eski bir Akdeniz köyü. Kentsel sit alanı olan bölgedeki eski taş evler halen kullanılmakta ve son derece de hoş bir görüntü vermekte.

Bu eski Akdeniz köyünde  fazlaca asırlık çam ağacı bulunuyor, ama bir tanesi var ki tam da  Reşadiye’nin  ortasında heybetiyle sizleri büyülüyor. Osmanlı devletini simgelediği söylenen bu çınar ağacına geldiğimizde dikkatimizi bir konak çekti. Mevcut yapılardan çok farklı, belli ki yeni restore edilmiş bir oteldi.



Mehmet Ali Ağa Konağı

Merakla kapıyı çaldık ve o büyük ahşap kapının açılığı an gördüğümüz manzara annemi de beni de büyüledi. İçeride sadece yeni restore edilmiş bir otel değil bir cennet saklıydı. Akdeniz iklimine uyumlu envai çeşit çiçek ve bitkiyle bezenmiş konağın atmosferi sizi cennete götürüyor adeta.



İnanamıyorsunuz bu güzelliğin gerçek olduğuna, girdikten sonra uzun bir süre kendimize gelemeyip etrafa bakındığımızı hiç unutmuyorum.

Avlusunda bir süs havuzu sessizlikte şırıl şırıl sesi ,etrafında masalar.



Konağın eski ahşap yüzeyinin verdiği hava,



Ve tam karşısında bir çardak sanki cennette bir inci gibi...



Osmanlı döneminden kalan konak Pir ailesine ait, zamanla aile büyükleri restore ettirip butik otel olarak hizmete açmışlar. Aynı zamanda müze otel olarak ta geçiyor. 



Osmanlı döneminden kalan yapıya dokunulmadan resrote edilen otelin odalarında Osmanlı havasıyla konaklama şansınız  var. 




Ayrıca hizmet binası olarak kullanılan bölümde de odaları var konaklamak için.

Konağı gezdikten sonra öğlen yemeğini orda yemeye karar verip oturduk. Böyle bir yerde, havuzun şırıltısına eşlik eden kuşların sesi, konağın taş yapısının gölgesinin serinliği, fonda Osmanlı temalı müzikler...

Biz yemeğimizi yerken konağın serinliğinde uyuyan ikizler uyanmayinca bir kere bir kere daha gezdik konağı.


Konaktan ayrılırken yine gelelim diyerek çıktık ve bir hafta geçmeden bu sefer çardakta kahve içmeye geldik. 

Bu seferde anneciğimle çardakta  kahvelerimizi içip, 
Lal ve Can ile bahçede gezinip harika vakit geçirdik.




Buranın atmosferi öyle güzelki resim çekmeye doyamadık.




Lal ve Can ile keşfettiğimiz bu muhteşem konağa  sonraları tekrar  tekrar gittik...