28 Haziran 2017 Çarşamba

Plaj Çantamızda Neler var?


Çocuklarımızın çok sevdiği deniz ve havuz zamanı geldi.Ben de sizlere, plaj çantamızda neler var  ve nelere dikkat etmeliyiz bunlardan bahsetmek istedim.


Her ikisi içinde giydikleri mayolar dışında ikişer tane yedek mayo alıyorum. Çünkü denizden çıkınca  ıslak mayo ile kalmalarını ve üşütmelerini istemiyorum.


Iki saniye bile sabit duramayan çocuklar için slipstop patikler olmazsa olmazlardan. Slipstoplar ile ayaklarına taş batmıyor, kum girmiyor, havuz kenarında kaydırmıyor. 


Kurulanmaları için peştemal bornozları tercih ediyorum. Hemen giyip oturuyorlar, ayağa kalkmak isterlerse kalkabilirler, bornozla her hareket serbest.

Birer tanede muslin bezlerden alıyorum, eğer uzanmak ya da uyumak isterlerse sezlong üzerine serip serin serin uyuyorlar. Ben ebebek' ten almıştım heryer de bulabilirsiniz.


Çocukları  denize götürüp gölgede tutmak çok zor iş, o zaman incecik, omuzlarını tutan tşört giydiriyorum. Bu tşörtler bize hediye gelmişti , aynılarından bulamıyorum ama gözüm gibi bakıyorum çünkü incecikler, ıslansalarda hemen kuruyorlar ve çocuklar hiç rahatsız olmadan oynuyorlar.

Şapkaları, unutmamak lazım. Bu yaşlarda takmayı reddedseler de şapkasız dolaştıklarında da sıksık saçlarını ıslatarak güneşten koruyabilirsiniz.


Veeee tabiki daha evden çıkmadan kullanmaya başladığımız güneş kremimiz. Ne kadar giyinseler ,şapka taksalarda kremsiz asla güneşe çıkarmıyorum. Hatta evde mayolarını giyince önce kremlerini sürüyoruz ondan sonra çıkıyoruz.

Cherek's kolluklar hep çantadalar, hemen tak, 18 saniyede şişir ve atla denize.


Artık şezlongta ya da denizin dibinde oturup şapşap suyla oynamak yetmiyor, durdukları yerde durmuyorlar. Bu  yüzden denize giderken çantaya aldığımız deniz oyuncaklarımız devamlı artıyor.


Bunların dışında birde, deniz kenarında oturmaları için roundie' miz var. Geçen sene Kaylakidsclub'tan almıştık. Birşeyler yerken, piknik yapar gibi üzerine oturup yiyorlar şezlongta ne kadar zorsa çocukla oturmak roundie ile o kadar rahat.

Bütün bu eşyaları aldıysak bizim için tamamdır haydi denize...

Sizlerede keyifli tatiller dileriz.

Sevgiler..

21 Haziran 2017 Çarşamba

2 Yaş Sendromu Nedir? Önlenebilir mi?


2 yaş sendromu, uzmanlara göre , 18 - 36 aylar arası çocukların "Kendim"  ve "Ben" diyerek özgür olma isteklerinin aynı zamanda ebevynlerine bağımlı olmaları nedeniyle ortaya çıkardığı normal bir gelişim süreci.

Bu dönemde;  vücut, dil, kas, sosyal gelişimleri hızla ilerlerken, kendi isteklerini yerine getirebilmek ve içlerindeki enerjiyi atabilmek için, kendilerini yeteri kadar ifade edememeleri ve her istediklerini kendi başlarına henüz yapamamalarından dolayı duydukları üzüntü zamanla öfke nöbetlerine dönüşuyor.

Yani 2 yaş sendromu ; 18_ 36 aylık bebeklerin, istediklerini yapamadıkları ve ihtiyaçları karşılanmadığı zaman  üzüntü ve sinirlerini ifade biçimi aslında. O zaman kolik gibi sebepsiz, çözümsüz bir süreç değil, aslında baştan önlenme yolları var.

Nasıl mı?

En önemlisi onları iyi tanıyor, gözlemliyor, anlıyor ve ne istediğini biliyor olmalıyız ki; isteklerine cevap verebilelim ve öfke nöbetine dönmeden ihtiyaçlarını karşılayabilelim.

Lal, uykusu gelince , başlar merdivenlere gidip "Annennn" demeye, bilirimki uykusu geldi anında gider yatarız. Eğer bir sebepten ötürü onu görmezden gelir ya da isteğini ertelersem o da oyuna döner ve inanın olumsuz hareketler yapmaya başlar. Ne yazıkki sonu öfke nöbetine dönüşebilir ve alakasız birşey için ağlayarak bitebilir.

Çünkü uykusu var, kendini ifade etmeye çalıştı ama yeterli olamadı. Ben onun isteğini görmezden geldim ve o da kendi isteğini yerine getiremediği için üzüntüsünü öfkeye dönüştürdü.

Uykusunun geldiğini anladığımı, birazdan  birlikte uyumaya gideceğimizi söyleyip, ondan  işimi bitirmem için bana müsade etmesini rica edersem ve o süre zarfında isterse yanımda uzanabileceğinı söylersem, inanın sakince oturur beni bekler çünkü "O" odaklı çözüm sundum, onun istediğinı yapacağım kisa bir süre başka türlü isteğini karşılamayı teklif ettim.

Son olarak ve en önemlisi de, buna karşılık benimde geciktirmeden onun ihtiyacına cevap vermem gerekir.

Eğer nasılsa bekliyor deyip onun ihtiyacını görmezden gelirsem,

1) Hoşgeldin 2 yaş sendromu
2) ipler koptumu istediğini yapsanda nafile hazır ol kıyametler kopacak.
3) iş uykudan başka noktalara gelebilir, çünkü öfkesinden herşeye kızabilir durumda.
4) Onu kandırdın, bebek deyip geçme senden benden akıllı yavaş yavaş sana inancı azalabilir ve birgün asla sana inanmıyor hale gelebilir.

2 yaş sendromu her çocukta farklıdır ve herşey sebep olabilir.Bugün uykuyu yazdım çünkü o da bir ihtiyaç ve karşılanmadığında değil 2 yaş 50 yaşında bile sendroma dönüşür. Demekki neymiş 2 yaş sendromu kapris dönemi değil ihtiyaç ve isteklerine yeterli cevabı alamama sebepli doğal bir gelişim süreciymiş.

Bir sürü örnekler var aklıma geldikçe sizlerle paylaşacağım...

Sendromsuz güzel günler dilerim...

Minik Elleriyle Ektiler Sevgileriyle Yaşatacaklar


Praktiker'den onlar için aldığımız miniboy kürek setini bahçede devamlı kullanıyorlar. Kürek ve çapa kullanmada gayet iyiler artık, hem bileklerini hem kol kaslarını birlikte yönetmeyi gayet güzel öğrendiler.


Madem öyle artık kendi çiçekleride olsun bakıp büyütecekleri. Ama sadece bakmalık değil kendi ektikleri, kendi suladıkları, kendi sevip büyüttükleri çiçekleri olsun.


Önce anneanneleriyle birlikte çiçek ekip nasıl yapıldığını öğrendiler.
Sonra bütün gerekli malzemeleri onlar için hazırladık ve "Hadi bunu da siz ekin sizin çiçeğiniz olsun" dedik.


O  minicik ellerle , hiç dökmeden yavaş yavaş doldurdular toprağı saksıya.



Arada toprağı ufalayıp, taşları bile ayırdılar elleriyle.


Hiç müdahele etmeden bütün görevi onlara verdik, sadece zamanı geldiğinde çiçekleri koymalarını söyledik, madem onların çiçeği herşey onların emeğıyle olmalı öyle değil mi?



Güzelce yerleştirdiler çiçekleri yanyana, sonra  toprak eklediler üstüne öğrendikleri gibi.


Çiçek hazır olunca , bundan sonra çiçeği sevmek ve su vermek gerektiğinı de hatırlatınca ilk suyunu verdiler.




İşte bu kadarrrrr , artık onların da kendi elleriyle ektiği ve bakmakla yükümlü oldukları çiçekleri var. Biz hatırlatacağız, onlarda hergün sevecek, sulayacak ve kendi elleriyle büyütecekler.

Çünkü hayatı öğrenmeye en açık ve en istekli oldukları zamanları. Böyle küçük görevler onları sadece mutlu etmiyor aynı zamanda hayatı öğreniyorlar.

Bakalım ilk çiçekleriyle bundan sonraki ilişkileri nasıl olacak...




18 Haziran 2017 Pazar

Datça Oyuncak ve Çocuk Şenliği

 Bir kac hafta önce Datça KentPark'ta 11.Oyuncak ve Çocuk şenliği düzenlendi.Tabiki Lal ve Can'da şenlikteydiler ve inanılmaz keyifli birgün geçirdiler.


Biz gittiğimizde park çoktan hareketlenmiş, anfi alanı izleyicilerle dolmuş ve çocuklar cıvıl cıvıl koşturup eğlenmeye başlamışlardı.




Herşey öyle güzel düsünülmüş ve öyle keyifli hale getirilmiştiki hergün gittikleri parkta ilk kez girmiş gibi heyecan ve sevinçle koşturup, çalan müziklerle coşup, ellerinde balonlarla tam bir şenlik havası yaşadılar. 





Standlar açıldığında tek tek gezdiler hepsini, öyle meraklılar ve herseyi öğrenmeye öyle açıklarki onlara kalsa tüm standlara uğrayacak ve herşeyi deneyimleyecekler. İnsallah bu hevesleri ömür boyu giderek artar ve öğrenmeye hep açık olurlar.



Neşeli Şato Kreş ve Gündüz Bakim Evi'nin balonlarla süslü ve palyaçosuyla neşeli standından balonlarını alıp sevinç naraları ata ata dolaştılar diğer standları.




Küçükken bende korkardım palyaçolardan nedendir bilmem ama Lal'de çok çekindi Can'da utancından bakamadı telefona. :)



Ama sonra oturup bir güzel boyama yaptılar. Yine yaşları çok küçük olduğu için  her zamanki gibi "Daha çok kücüksünüz kalem tutmak  için" diye yorumlar alsalarda,  gösterdiler kalem kağida olan ilgilerini, bir güzel tutup karaladılar yine istedikleri gibi.



En çok, seramik hamuruyla oynamayı sevdiler.



Lal ve Can'ın katılmadığı daha bir sürü etkinlik ve stand vardı. Boncuktan süs yapanlar, mum yapanlar, keçeden maske yapanlar, ahşaptan kitap ayıracı yapanlar...




Henüz kalabalıkta bu faaliyetleri yapmak için küçük olsalarda, şenlik tam onlara göreydi.Datça'nın çocukları çok hareketli, cıvıl cıvıl bir gün geçirdi.




 Anaokul ve ilkokul öğrencilerinin dans gösterilerini hayranlıkla izleyen Lal ve Can , yüzleri boyanınca tam şenlik çocuğu oldular.




Ve Datça Yerel Tohun standinda kendi elleriyle tohumlar ekerek, mamanın nasıl olduğunu ögrendiler. Sımdı  toprağa her su döktüklerinde söyledikleri şey hep aynı " Mama olucak" ...




Keyifli birgün kaldı anılara, emeği geçen herkese sonsuz tesekkurler...