21 Haziran 2018 Perşembe

Ikiz Kardeşlerde Ilişki ve Uyum

Hani biri çalar, biri söyler uyumdan ortaya müthış bir şaheser çıkar ya, işte öyle uyumlular birbirleriyle. Ne zaman ikisi birlikte oyun kursalar hemen aralarında görev dağılımı yapıp rollerini belirliyorlar, sanki aralarında gizli bir iletişim aracı varmış gibi hiç konuşmadan bir sonraki adıma öyle güzel geçiyorlarki hiç anlamıyorsunuz ama oyunlar devam ediyor, roller değişiyor, muazzam bir ilişki aralarındaki. Öyle dikkatlilerki, birbirlerinin her hareketlerini takip edip hiç konuşmadan ama hep uyumla ilerliyor ilişkileri, oyunları. Mesala biri başlıyor şarkıya diğeri giriyor aradan hemen nakarata geçiyor. Aynı noktaya bakmasalar, aynı odada olmasalar bile uzaktan uzağa bağırıyorlar bazen birbirlerine biri olmazsa diğeride olmaz ya da eksik kalırlarmış gibi tamamlıyorlar birbirlerini. Aralarında az yaş farkı olan kardeşlerde de aynı uyum varmı bilmiyorum ama ikizlerdeki uyum gerçekten müthış;) Sevgiler...
Blogger Tricks

10 Haziran 2018 Pazar

Erkek Çocuk Yetiştirmek

Bir oğlum olacağını öğrenmeden daha kuruyordum onun hayalini, kibar, centilmen, duygusal , yakışıklı bir oğlum olsun isterdim hep. Can'ım, can oğlum benim doğduğundan beri hassas çok narin , akıllı, tedbirli , duygusal ve sevilmeye çok düşkün.Tam hayalimdeki gibi , yatar yanıma "Yeeee beniii" diye cilvelenir, her cümlesi rica kipiyle biter kırmaya dayanamazsın,ne yiyorsa uzatır mutlaka paylaşır, hiçbir şeyi unutmaz şaşar kalırsın ama benim en çok hayran kaldığım yanı yolda görür çiçek alır uzatır birde "Senin içinnnn "der erirsin... Can, daha 2 yaşında bizden göre göre öğrenmişti kardeşine çiçek vermeyi, bu yıl artık kendi düşünüp uzatıyor "Senin içinnn" diyerek, dilerim bu onun hayatında yer eder ve ömür boyu içinden gelerek uzatır tüm çiceklerini. Evet bir erkeğin içindeki özü, huyu, suyu çok önemli ama bazı alışkanlıklarında ailede ve küçüklükten öğrenilmesi gerektiğine inanıyorum. Sonradan ne kadar işlersen işle olmayabiliyor...

25 Mayıs 2018 Cuma

Çocuklar 3 Yaşına Geldimi Tamamdır

Bu yaz çok keyifli geçecek belliki, çünkü artık sokaktayken söz dinliyorlar, elimden tutup sakince yürüyorlar, benimle birlikte geziyorlar, denizde birlikte saatlerce oynayabiliyorlar, susayınca gidip bardaklarına su doldurup içiyorlar, canları meyve istese açıp dolabı alıp yiyorlar, ama bana en büyük keyif veren acıkınca "Hadi birseyler yiyelim" demeleri. O an yemek hazırsa şanslıyız değilse hazırlanana kadar durmuyor çeneleri. Bazen bekliyorlar yemeğin hazırlanmasını, bazende açıyorlar dolabı istedikleri neyse alıp yemeye başlıyorlar. Bir işbirliği varki aralarında görmeniz lazim, biri kapıyı tutuyor öbürü ne yiyeceklerini seçiyor, bıcır bıcır konuşuyorlar aralarında ama sadece aralarında biz yokmuşuz gibi 3 yaşındaki ikizlere aman dikkat, kendi işlerini kendileri yapmaya başladıklarında, tam bir çete kıvamında oluyorlar ve sizi çok güzel saf dışı bırakabiliyorlar. Onların bu hallerini izlemek cok keyifli... Sevgiler...

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Zayıf Çocuk Yemeyen Çocuk Değildir...

Lal ve Can yanyana durunca,kilo farkından Lal, yemeğini yiyen Can ise hiç yemek yemeyen bir çocuk gibi duruyor. Oysa tam tersi, Lal, çorbayı kaşıkla yer Can ekmek bana bana bitirir. Can, ıspanağın böreğini yer Lal ıspanağı kaşık kaşık yemeyi sever. Lal, sabah kahvaltısında 1 pankekle doyar, Can'da bizim tabakalarımızdaki pankekleri toplar. Peki nasıl oluyor da Can bu kadar zayıf ??? Çünkü Can yemek yerken bile kıpır kıpır, lokmaları mideye gitmeden eriyor muhtemelen 😂😂ayakları hep sallanır otururken, 2 saniye sabit duramaz yerinde, öyle bir koşarki yakalayamazsın Lal'de bıraksan düz duvara tırmanır ama Can kadar hareketli değildir. Birde yapısal özellikleride var tabiki, ben nasıl naparsan yapayim iğne iplik olamazsam😛 Can'ın da yapısı bu. Tabiki önemli olan kilo değil, benim için, ✔Yapması gereken motor becerilerini yapabiliyor mu? ✔Sağlıklı mı? ✔Kuvveti yerinde mi? ✔Alması gereken tüm gıdaları alıyor mu? ✔Ve mutlu bir çocuk mu önemli olanlar bunlar

13 Mayıs 2018 Pazar

Datça'da Can Yücel Kültür ve Sanat Festivali

Datça'da 3 gün 3 gece süren Can Yücel Kültür ve Sanat Festivali, dün tüm gün süren piknik organizasyonu ile sona erdi. 3 gün boyunca gece ayrı, gündüz ayrı, cuması ayrı, pazarı ayrı devamlı etkinliklere, konserlere koşturmaktan yorulmuş olsak ta inanılmaz eğlenceliydi. Türkiye'nin dört bir yanından gelen müzisyenlerin sahne aldığı ve her tür müziğin olduğu festivalde, Lal ve Can ile danslar ettik, kol kola öyle halaylar çektik ki, kimse büyük küçük demedi 7'den 70'e hepimiz bir arada doya doya, ezilmeden,büyük küçük ayırt etmeden, oynadık, coştuk, eğlendik. Festival Datça Belediyesi' nin bünyesinde, gönüllülerin emeği ve katılımcıların coşkusuyla kusursuz hatta doyumsuz gerçekleşti. Datça'nın bilinen marka ve kişilerinin sponsor olduğu festival' de tüm etkinlikler ücretsizdi. Cebinizde 5 kuruşunuzun bile olmasına gerek yoktu, 3 gün 3 gece tüm konserler, atölyeler, etkinlikler, yoga, çocuk atölyeleri ... hepsi ama hepsi ücretsiz ve sınırsız katılımcı ile gerçekleşti. Dün de Hızırşah Piknik Alanında çok eğlenceli bir piknik ile festival sona erdi. Herkes ama herkes müzikler eşliğinde oynadı, danslar etti, şarkılar söyledi. Kim ne istiyorsa getirdi evinden yiyeceğini, kurdu masasını düzenini, mangallar yandı herkes sırayla pişirdi etini, köftesini, özgürlük şarkıları çaldı hep fonda, özgürce koşup eğlenen çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için ihtiyacımız olan o enerji ve inanç ile söylendi İzmir Marşı. Türkiye'nin en büyük şehri İstanbul'da doğup büyüyen ben şunu diyebilirimki, '' Ben hayatımda böyle kusursuz, böyle organize, böyle gönüllü ve böyle yürekten yaşanan bir festival görmedim. Teşekkürler Datça Belediye Teşekkürler tüm sponsorlara Teşekkürler emeği geçen herkese ve yüreği sevgi - barış dolu tüm katılımcılara...

3 Mayıs 2018 Perşembe

Mesudiye'de Çocuklara Göre Bir Cennet Köşesi


Şöyle ayaklarınızı uzatıp, yeşilin ve mavinin içinde, kuş sesleri eşliğinde, çocuklarınızın keyifle oynadığını izlediğiniz bir sahne düşünün. Iste tam da böyle birgün için sizlere Mesudiye'deki  cennet köşemizi yazıyorum.

Mesudiye, insanı doğası, koyları ve denizi ile  kendine hayran bırakan Datça’nın o mükemmel mahallelerinden sadece biri.

Datça ’ ya 18 km. mesafede olan Mesudiye için yemyeşil ağaçlar arasında, kıvrım kıvrım yollarındaki doğanın bakirliğinde kaybolurken, kuş seslerini dinliyerek ulaşıyorsunuz. Knidos sapağından sola saptıktan sonra yol sizi doğru Mesudiye’ye ulaştırıyor. Tepedeki az sayıda evden oluşan yerleşim alanını geçtikten sonra yol ikiye ayrılıyor. Soldan giderseniz Hayıtbükü, sağdan giderseniz de Ovabükü’ne ulaşıyorsunuz.


Hayıtbükü’nün upuzun kumsalı genel olarak taş ve deniz derin olsada, koyun uç kısımlarında plaj incecik kum ve denizi sığdır.

Sakin ve dingin denizinin kıyısında çocuklarınızla saatlerce kumdan kaleler yapabilir, kürekleriyle kumda havuzlar açabilir, hatta denizin içinde çocuklarınızla koşup yarış bile yapabilirsiniz.


Özellikle çocuklu ailelere göre olan incecik kum plajı ve çocukların oynarken rahatlıkla girip çıkabileceği derinlikte olan denizi, sahildeki Pepper Restaurant’ın hemen önü .



 Bizimde bu sene keşfettiğimiz Pepper Restaurant’ın tam önünde çocuklar kumsalda rahatlıkla oynarken, sizde şezlonglarda güneşlenebilir ya da masalarda oturup mavinin, yeşilin ve neşeyle oynayan çocuklarınızın keyfini çıkarabilirsiniz.

Lal ve Can, o kadar çabuk büyüdülerki, bu yıl bizde denizin içinde koşarken suların içine düşüp düşüp kahkahalar attık. Anlaşılan bu sezon çok eğlenceli ve keyifli olacak.

Datça’ya gelirseniz Hayıtbükü’ne uğramadan, çocuklarınızla denizin içinde yarış yapmadan veeeee

Pepper Restaurant’ın bu güzel pizzasını yemeden dönmeyin derim…

Güneşi bol bir yaz olsun inşallah.

Sevgiler…

5 Şubat 2018 Pazartesi

Pipetten Kolye Yapıp Bir Güzel Taktılar



Bugün kolları kolye yapmak için sıvadık.


Her yeni etkinlikte olduğu gibi heyecan ve merakla oturdular yine masaya. Bu sefer kolay ve tam onlara göre bir etkinlik yaptık, sadece bir kere göstermem yetti hiç sıkılmadan, duraksamadan yaptılar kolyelerini.


Önce pipetleri paketlerinden çıkardılar tek tek,öyle kolay gibi gelsede minicik elleriyle bayağı uğraştılar ama pes etmeden geçtiler ikinci adıma.


Sonra önlerindeki kabın içine pipetlerden küçük küçük  parçalar kestiler. Can, makas profesörü olduğu için aynı hız ilerledi ama Lal, biraz zorlanmış olsada hırsıyla o da başardı.


 Ilk defa tam 40 dakika kalkmadan devam ettik etkinliğimize. Can çok uzun süre yerinde duramıyor, bir ara aldı kabını kardeşinin yanında geçti, sıkıldı sandım ama aynen devam etti kesmeye.



Bıkmadan, sıkılmadan pipetler bitene kadar kesmeye devam ettiler, arada etrafa fırlayan pipetler sayesinde bayağıda güldüler.

Pipetler bitince, sıra kestikleri pipetleri ipe dizmeye geldi. Işte asıl iş şimdi başlıyordu. 


Sabır, dikkat, ince parmak becerisi, odaklanma hepsi bir arada olunca onunda üstesinden geldiler. O mini minnacık elleriyle, kücüçük pipetten incecik ipleri geçirirlerki hallerini hayranlıkla izledim. 


En çok sabırlarının denendiği bir etkinlik oldu sanırım. Çünkü her ayrıntı çok ince parmak becerisi gerektiriyordu. Sıkılmadan tüm ince detayları halledip kendi elleriyle kendilerine kolye yaptılar.

Can'ın fazla yerinde duramamasından dolayı kolyesinin boncukları az oldu ama olsun başından sonuna her ayrıntıyı kendi elleriyle yapıp, yarım bırakmadan bitirmesi bile güzel.

Biz çok eğlendik,hadi sizde yapın sonrada boynunuza asıp böyle harika pozlar çekin.