19 Ekim 2026 Pazartesi

ÖZGÜVEN KAZANILMAZ KAYBEDİLİR

 

ÖZGÜVEN KAZANILMAZ  KAYBEDİLİR

Bilim insanlarına göre, çocuklar tüm deneyimleri destekleyecek kadar beyin hücresine sahip dünyaya geliyorlar. Fakat çocuğun kullanmadığı yerleri beyin zamanla gereksiz görüp, bu noktaları buduyor.

Yani, çocuklara ne kadar çok ve farklı deneyim yaşatır, ne kadar fırsat sunar ve imkan verirsek beyin o deneyimler üzerinde ilerliyor ve neyi deneyimlerlerse algıları o yönde ilerliyor.

Doğuştan müthiş bir özgüvenle doğan çocukların, korkuları yok, isteklerinde kararlı ve ısrarlılar, yapamamaktan, düşmekten, kırmaktan korkmadan her şeyi keşfetmeye yani deneyimlemeye çok açıklar. Merak duygularıyla deneyimleme istekleri var oldukça gelişim gösteriyorlar.

Çocukların kendilerine, yapabileceklerine olan inançları öyle yüksek ki bizler engel olmadığımız sürece herşeyi deneyimlemeye açık ve istekliler.

Kısacası, çocukların aslında özgüvenleri yüksek ve yeterli. Ancak bizler onları durdurdukça, korumak adı altında deneyimlemelerine engel oldukça, ‘’Yapamazsın, düşersin, kırarsın..’’ dedikçe kendilerine olan inançlarını yani özgüvenlerini de kırıyoruz.

Dolayısıyla, özgüvenlerini kazandırmak için değil var olan özgüvenlerini korumak için  desteklemeli ve deneyimlemelerine fırsat vermeliyiz.

6 Ekim 2026 Salı

ÇOCUKLARIMIZI SAĞLIKSIZ ÖZGÜVEN TUTUMUNDAN KORUMAK İÇİN

 

Özgüven deyince ilk aklımıza gelen belki de; kendi kararlarını veren, kendi istediğini gözü kara yapan , ne istediğini bilen ve istediği olsun diye aklına geleni yapıp, esip gürleyen çocuklar geliyor ama değil. Belkide bu bilinçte olduğumuz için isyankar ergenlerin tutumlarını ergenliğe bağlayıp normalleştiriyoruz.

Özgüvenli çocuk demek; isyankar, bağırıp çağıran, etrafını umursamadan sadece talep eden,      kendinden başkasını düşünmeden kontrolsüzce davranan, duygusuzca , acımasızca yanlış yapıp özür dilemeye erinen, zora gelemeyip kolaya kaçan, bencil , hep en yüksekte olmak isteyen, böbürlenen  çocuk değildir.

Özgüvenli çocuk demek ; isteklerini çevreye uyumlu şekilde ve kendini kontrol ederek aktarabilen , etrafındakileri , canlı cansız tüm varlıkları düşünerek hareket eden , sorumluluklarını yerine getirebilen , hatalarını fark edip düzeltebilen , duygularını açıkça yaşayabilen , adaletli hakkaniyetli davranan, doğruyu savunabilen , sadece kendini değil başkalarının haklarını da bilip gerektiğinde susup fırsat verebilen hatta başkalarının haklarını da savunabilen , başkalarını ezmeden kendi  ile barışık olabilen, üreten, karşında kişiyi eleştirdiği kadar destekleyebilen , beklemeden isteklerine ulaşmak için harekete geçebilen, planlı, programlı ve tutarlı çocuk olabilmek.

Peki biz ebevynler bu tutumları sergilemeleri için ne yapmalıyız?

En önemlisi sanırım çocuklara ‘’ Sen bilirsin’’ inancı vermeliyiz, doğruyu yanlışı ayırt edebilir, kendin için doğruyu seçebilir , öğrenmek için çaba sarf ederek her şeyi bilebilirsin algısını geliştirmeliyiz.

Kendi hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için, ‘’Sen yapabilirsin’’ inancı vermeliyiz, kendi hedeflerine ulaşmak için harekete geçebilir ve sonunda hedefine ulaşabilirsin algısı geliştirmeliyiz.

Hedefine ulaşmak için, şartlar seni zorlasa da , vazgeçmeden, pes etmeden , yeni yollar denemeye daima devam etmelisin.

Ve yine aynı yere geliyoruz, sevgili Nurdoğan Arkış’ın özgüvene en güzel benzetmesi ;

‘’Issız Ada’ya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu ? ‘’  yani bir gün zora düşsen ve yalnız olsan ne yapardın. Sanırım özgüvenin en basit tanımı, çocuklarımıza ''Ben yalnızken de her şeyle baş edebilir ,  mevcut imkanlarımla hedeflerime ulaşabilir ve vazgeçmeden çaba gösterdiğimde her şeyi başarabilirim '' bilinci kazandırmalıyız.